Kültür Tüketicisi Olmak: Modern Temsil Rejimleri Bağlamında Sanat Tarihsel ve Kuramsal Bir İnceleme

İzlemek, Anlamak, Tarihle Konuşmak

Kültür tüketicisi olmak çoğu zaman bireysel bir beğeni pratiği gibi görünse de modern toplumlarda kültürün işleyişi bu yalın tanımın çok ötesine geçer. Kültürel tüketim, Pierre Bourdieu’nun ifade ettiği üzere, bireyin toplumsal konumunu, habitus’unu ve sembolik sermayesini dışa vuran derin yapısal bir pratiktir; dolayısıyla kültür, bireyin yalnızca haz aldığı bir alan değil, aynı zamanda kendisini tarihsel ve estetik bir süreklilik içinde konumlandırdığı bir epistemik çerçevedir. Bu bağlamda kültür tüketmek, yalnızca eserle karşılaşmak değil, temsil rejimlerinin içinde bir yer edinmek anlamına gelir.

Modern dünyanın artan hızında kültürel nesneler, Zygmunt Bauman’ın akışkan modernite kavramında belirttiği gibi, kırılgan, geçici ve yüzeysel hâle gelir. Theodor Adorno’nun kültür endüstrisi eleştirisi, kültürel ürünlerin metalaşmasıyla özgün bağlamlarının nasıl çözündüğünü gösterir; kültürel nesne deneyimin taşıyıcısı olmaktan çıkıp standartlaştırılmış bir tüketim malına dönüşür. Jean Baudrillard’ın simülakr* ve hiper-gerçeklik kavramları ise bu dönüşümün temsil düzeyindeki etkisini açığa çıkarır: Kültür artık çoğu zaman deneyimin kendisini değil, deneyimin görüntüsünü üretir. Bu koşullarda izlemek pasif bir eyleme, yüzeyde dolaşmaya dönüşür; imgeler gerçekliğin izlerini değil, kendi üretim mantıklarını çoğaltır.

Tam da bu nedenle bakmak, sanat tarihsel açıdan kritik bir direnç alanı hâline gelir. Bakmak, Benjamin’in sözünü ettiği “tarihsel titreşim”i yakalama çabasıdır: Bir Bizans ikonasında ışığın teolojik anlamını, bir Selçuklu taş süslemesinin ritmik geometrisini, bir Ortaçağ mozaiğinin kırık tesserası içinde saklanan belleği hissedebilme yetisidir. Anlam hızda değil, Benjamin’in Jetztzeit dediği yoğunlaşmış şimdi-zamanında ortaya çıkar; derinlik, daima dikkat ve yavaşlık gerektirir. Dolayısıyla kültür tüketicisi, modern temsil ekonomisinin yüzeyselleştirici etkileri karşısında bu tarihsel duyarlılığı koruyan özne olarak önem kazanır.

Günümüzde kültürel deneyim giderek performatif bir gösteriye dönüşür. Guy Debord’un gösteri toplumu kavramı, müzelerin fotoğraf üretme alanına, sanat eserlerinin “kanıtlanabilir estetik anlar”a indirgenmesini açıklayan işlevsel bir çerçeve sunar. Richard Sennett’in kamusal hayatın çöküşüne ilişkin analizleri ise kültürün toplumsal müzakere alanı olmaktan çıkıp bireysel performans ve kimlik sunumuna dönüşmesinin altını çizer. Bu dönüşüm, kültür tüketicisini edilgen bir alımlayıcı olmaya iter; oysa kültürle kurulan gerçek karşılaşma, ancak eleştirel bir mesafe ve hermeneutik bir dikkat ile mümkündür.

Anlamak, bu bağlamda epistemik bir eylemdir. Kültürü anlamak, onu estetik bir beğeni repertuvarı olmaktan çıkarıp bir yorum ve karşılaşma disiplini hâline getirir. Bir esere yöneltilen her soru, aynı zamanda öznenin kendi tarihsel varoluşuna yönelttiği bir sorudur. Kültür tüketicisi, bu nedenle, modern imge rejimleri içinde yalnızca tüketen değil; temsil biçimlerini sorgulayan, geçmiş ve bugün arasında eleştirel bir süreklilik kuran öznedir.

Tarihle konuşmak, nostaljik bir sığınma değil; geçmişin bugüne bıraktığı estetik, etik ve epistemik sorumluluğu üstlenme iradesidir. Bauman’ın tanımladığı hız kültürü her şeyi şimdiye sıkıştırırken, kültür tüketicisi Benjaminci anlamda sürekliliğin kırık çizgilerini görünür kılar; imgenin içindeki tarihsel yoğunluğu açığa çıkarır. Bu karşılaşma, modern temsil ekonomisinin yüzeyselliğine karşı geliştirilen bir direnç biçimidir.

Sonuç olarak kültür, tüketilen bir nesneler kümesi değil; öznenin kendisini, dünyayı ve yaşadığı çağı yeniden düşündüğü bir düşünme alanıdır. Adorno’nun belirttiği gibi sanat, dünyayı doğrudan değiştirmez; fakat dünyaya başka türlü bakma olanağı sunarak öznenin dönüşmesine imkân verir. Kültür tüketicisi olmak, tam da bu dönüşümün imkânını ciddiyetle üstlenmek; izleme ediminden bakma disiplinine, yüzeysellikten tarihselliğe, simülakrdan eleştirel karşılaşmaya doğru ilerleyen bir düşünsel duruş geliştirmektir.

*Gerçeğin yok olup yerine sadece görüntünün, temsilin ve kopyanın geçtiği durum.

Kaynakça

Adorno, Theodor W. Aesthetic Theory. London: Routledge, 1997.

Adorno, Theodor W., and Max Horkheimer. Dialectic of Enlightenment: Philosophical Fragments. Stanford: Stanford University Press, 2002.

Baudrillard, Jean. Simulacra and Simulation. Ann Arbor: University of Michigan Press, 1994.

Bauman, Zygmunt. Liquid Modernity. Cambridge: Polity Press, 2000.

Benjamin, Walter. Illuminations. Edited by Hannah Arendt. New York: Schocken Books, 1969.

Benjamin, Walter. The Arcades Project. Translated by Howard Eiland and Kevin McLaughlin. Cambridge: Harvard University Press, 1999.

Bourdieu, Pierre. Distinction: A Social Critique of the Judgement of Taste. Cambridge: Harvard University Press, 1984.

Debord, Guy. The Society of the Spectacle. New York: Zone Books, 1995.

Sennett, Richard. The Fall of Public Man. New York: W. W. Norton & Company, 1992.

Sennett, Richard. The Craftsman. New Haven: Yale University Press, 2008.